Bugün Güncel

1. Vergi ve Temel Haklar Sempozyumu İstanbul’da düzenlendi

1. Vergi ve Temel Haklar Sempozyumu, “Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvurunun Vergi Yargısına Etkisi” başlığıyla İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Doktora Salonu’nda gerçekleştirildi.

13 Mart 2019 - 20:59

Danıştay İdari Dava Genel Kurul Üyesi Doç. Dr. Selami Demirkol, “Önemle belirtiyorum ki adil bir yargılanma ve adalet duygusunun tatmin olunması olgusunun, dosyaların yapacağı uluslararası bir yolculuk ile gerçekleşeceği kanısının yaygınlaşmasına ben artık şahit olmak istemiyorum. Türk mahkeme, hakim ve savcılara düşen bu yolculuğu iç hatlarda tutmayı başarabilmektir. Bu bağlamda anayasa mahkememizin duyarlı ve başarılı kararlarını saygıyla karşılıyor ve önemsiyorum. Kendileri ile gurur duyuyorum” dedi.

Sempozyuma, Danıştay İdari Dava Genel Kurul Üyesi Doç. Dr. Selami Demirkol’un yanı sıra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abuzer Kendigelen, Anayasa Mahkemesi Başraportörü Yunus Emre Yılmazoğlu, Anayasa Mahkemesi Raportörleri Dr. Abdullah Tekbaş, Mehmet Sadık Yamlı, Özgür Duman, İstanbul Vergi Mahkemesi Başkanları Bülent Dağ ile Atanur Erol, Zonguldak Vergi Mahkemesi Başkanı Dr. Osman Sarıaslan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fak. Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Serkan Ergüne, İstanbul Ünversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Mahmut Kaşıkçı, Doç. Dr. H. Burak Gemalmaz, Dr. Öğr. Üyesi Altan Rençber, Dr. Öğr. Üyesi Gülay Arslan Öncü, Dr. Öğr. Üyesi Gamze Gümüşkaya konuşmacı olarak katıldı.

Sempozyum kapsamında ‘Kanunilik ilkesi açısından vergisel müdahaleler’, ‘Adil yargılanma hakkı açısından vergi yargısı’, ‘Mülkiyet hakkı açısından vergisel müdahaleler’ ve ‘Vergi yargısı bireysel başvuru ilişkisinde sorunlar’ başlıkları altında dört oturum düzenlendi.

Sempozyumda açılış konuşmasını Danıştay İdari Dava Genel Kurul Üyesi Doç. Dr. Selami Demirkol yaptı. ‘Hukuk devleti ilkesinden hukukun üstünlüğü ilkesine’ değinen Demirkol, şunları söyledi:

“Uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulmasında mahkemelere önemli görevler düşmektedir. Mahkemeler uyuşmazlıkları çözdükleri ve adalet duygusunu tatmin ettikleri sürece saygı duyulan yerler olmaktadırlar. Saygı duyulan yer olma olgusu ancak yargıçların yargılama işlevleri ve hükümleriyle kazanılmaktadır. Dünyadaki tüm ülkelerde idareler, hukuk dışına çıkma eğilimi içerisinde olabilmektedirler. Bu eğilimi taşıyan idareler idari yargının varlığı ve işlerliğiyle duraksamaktadırlar. İdari yargılamanın etkin ve yetkin olduğu ülkelerde idari yargı yerleri, idarelerin bu eylemine caydırıcı bir tablo çizmektedir. Bununla birlikte idari yargılamanın var olmasından öte idari yargıcın yargılama, usul ve enstrümanlarını kullanması hatta kullanabilmesi daha bir önem arz etmektedir. İşte önüne gelen uyuşmazlıkla aktifleşen idari yargıç, idareyi hukuk içine çekme, hukukun üstünlüğünü öğretme, kollama ve korumada artık aktör olmak durumundadır. Bu aktör rolüdür idari yargıca saygınlığını kazandıran. İdari yargı yerleri tartışmasız pasif konumdadırlar. Ancak menfaatleri ihlal edilen bireylerin açtıkları davalarla aktifleşebilmektedirler. Yargıçlara hukukun üstünlüğü ilkesinin uygulanmasında önemli görevler yüklenmiştir. Bilimde ve yargıda keyfiliğe asla yer yoktur. Yargıç, yargılama usulünü yaparken toplumun adalet duygusunu tatmin etmede hukuki ve vicdani sorumluluk taşımaktadır. Usule dair incelemelerde mümkün olduğunca geniş yorumlama yapılmalıdır. Sınırlayıcı yorumlar hakkın özüne dokunacak biçimde bireyin mahkemeye erişimini kısıtlamamalıdır. Sınırlamalar ancak yasal bir amaç gütmeli ve uygulanan araçlarla, ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık bulunmalıdır.”

“Davanın açılmasıyla pasif konumdan aktif hale gelmiş idari yargı yeri ve idari yargıç hukuka uygunluğu söylemede tutuk olmamalı yargılama usulünü zorlamalıdır.” diyen Selami Demirkol, “Davacı yargılama kapısını çalmıştır. Aralanıp, kapatılmamalı açık tutulmalıdır. İdari yargıçların ilk inceleme konuları hakkında dar yorum yapıyor olmaları sonucu bir çok işlem ve eylemin yargısal denetime tabi tutulmaları engellenmektedir. O halde yargıcın kendisi yargılama bariyerleri oluşturmamalıdır. Zira yasanın lafzına uygun yorum yöntemi ile ilk incelemede dava dilekçesine bir çok usule aykırılık bulunabilecektir. Kimi durumlarda ise dava reddedilebilecek ve hak kaybına sebebiyet verilecektir. Bunun açıklaması idari yargılama yerinin denetimden kaçınması, pratiği ve gerçeğidir. İlk inceleme konuları ile ilgili olarak idari yargıçların teferruata girmeleri yargısal denetimin gerçek anlamıyla yerine getirilmesini maalesef güçleştirmektedir. Böylesi durumlara meydan verildiği sürece yargısal denetimden kaçınılacak ve yargı yeri kendini sınırlamış olacaktır” dedi.

“AİHM HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLKESİ İLE İÇTİHAT OLUŞTURMAKTADIR” –>

Demirkol şöyle devam etti:



Bu haber Hurriyet.com internet sitesinden, BugunGuncel.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi sikayet@bugunguncel.com adresimize gönderebilirsiniz.

EN ÇOK KAZANANLAR
    EN ÇOK KAYBEDENLER
      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER
        BUGÜN 1000TL NE OLDU?
        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN

        Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. Telif hakkına sahip olduğunuz haberleri kaldırmak için iletişim adresimiz: sikayet@bugunguncel.com